Kur’an’da Allah’ım, Allah’ın, Allah’ı, Allah’lar gibi ifâdelerin geçmediğini buluyoruz. “Allah” kelimesi neye (!?) işâret ediyor ise iyelik eki ve çoğul eki al(a)mıyor!
Fakat Kur’an’da Rabbim, Rabbin, Rabbi, Rabler gibi ifâdelerin geçtiğini görüyoruz. “Rab” kelimesi neye işâret ediyor ise, iyelik eklerinin her birini ve de çoğul ekini alabilmekte. Rab-Rabbül alemin yazısına devam et
Kelimelerin genel anlamları dışında öz(n)el kullanımları, fikir alışverişlerinde anlam çatışmasına neden olabilir. Kelimeler birer araç olduğundan, yazarlar, şairler bu araçları diledikleri gibi süsleyip farklı/geniş anlamlar verebilme özgürlüğüne sahiptir. Haliyle aynı kelimelere (kelime kalıplarına) aynı içerikler/kavramlar yerleştirilmeyebilir. Tabi bu noktada yanlış anlamaları önlemek için de o yazarın kullandığı kelimelerin kendisine yorumlatılması gerekmektedir.
Algılamakta olduğumuz dört boyutlu uzay-zamanda (yatay boyut diyelim), bilinçlerimiz yakın çevremizle olan etkileşimlerimizle, dikey boyuttan ise kendi bilinçaltı içeriğimizle büyük ölçüde yönlendirilmekte. Azalan oranlarda da–kabaca- içerisinde yaşadığımız şehir halkı, ülke halkı, dünya halkı [tabi, teknolojinin hayatımızla kaynaştırdığı TV’si, interneti ile artık bu sıralamanın çok önemi kalmıyor]; dikey boyuttan ise bilinçaltımızdan sonra toplu bilinçaltı ve insanlığın bilinçaltı bizleri etkiler.
Kader (program ölçütleri, potansiyel) konusunda Sistemle ilgili bir kaç ana kuralı unutmamamız gerekiyor.
Dünyaya gelen/hologramı üretilen her zihnin doğal/fıtrî mekanizması; zihninin sürekli olarak uyarıma maruz kalması sonucu entelektüelleşmesi ve bununla beraber